Şule Yüksel Şenler, Türkiye’de İslami kadın hareketinin öncü isimlerinden biri, yazar, gazeteci, konferansçı ve fikir insanıdır. Özellikle 1960’lı ve 1970’li yıllarda gerçekleştirdiği konferanslar, yazıları ve romanlarıyla muhafazakâr kesimde büyük etki oluşturmuş, başörtüsü mücadelesinin sembol isimlerinden biri haline gelmiştir. Edebiyat, gazetecilik ve toplumsal çalışmalar yoluyla Türk düşünce hayatında derin izler bırakmıştır.
Şule Yüksel Şenler: Hayatı, Mücadelesi ve Eserleri
Çocukluk ve Aile Hayatı
Şule Yüksel Şenler, 29 Mayıs 1938 tarihinde Kayseri’de dünyaya geldi. Ailesi aslen Kıbrıs Türklerindendi. Babası Hasan Tahsin Bey, annesi ise Mihriban Ümran Hanım’dır. Altı çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğu olarak dünyaya gelen Şule Yüksel, küçük yaşlardan itibaren kitaplara ve sanata ilgi duyan bir çocuk olarak yetişti.
Henüz altı yaşındayken babasının iş değişikliği nedeniyle ailesi İstanbul’a taşındı. İlk eğitim hayatına Fatih’te başladı. Daha sonra Süleymaniye semtine taşınan aile, burada yaşamını sürdürdü ve Şule Yüksel eğitimine Koca Râgıp Paşa İlkokulu’nda devam etti.
Çocukluk yıllarında oldukça sakin, içine kapanık ve gözlemci bir karaktere sahipti. Yaşıtlarının oyun oynadığı dönemlerde kitap okumayı ve resim yapmayı tercih ediyordu. Babası bu özelliği nedeniyle ona “Ayaklı Kütüphane” lakabını vermişti. İlerleyen yıllarda kitap sevgisini şu sözlerle ifade edecekti:
“Okumak en büyük tutkumdu. Her konuda hem yerli hem yabancı eserleri okur, inceler ve yaşıma göre değerlendirmeler yapardım.”
Resme karşı da özel bir yeteneği bulunuyordu. Bu yönü ilerleyen yıllarda estetik anlayışının ve üretken kişiliğinin temelini oluşturacaktı.
Eğitim Hayatı ve İlk Çalışma Yılları
İlkokulu tamamladıktan sonra Kız Eğitim Enstitüsü’ne başladı. Ancak ailesinin yaşadığı ekonomik sıkıntılar nedeniyle ortaokul ikinci sınıfta okuldan ayrılmak zorunda kaldı.
Eğitimini dışarıdan sürdürürken bir terzinin yanında çalışmaya başladı. Bu dönem onun hayatında önemli bir yere sahip oldu. Terzilikte edindiği bilgi ve tecrübeler, ilerleyen yıllarda Türkiye’de “Şulebaş” olarak tanınacak başörtüsü modelini tasarlamasında etkili olacaktı.
Maddi imkânsızlıklara rağmen kendisini yetiştirmekten vazgeçmedi. Sürekli okuyarak ve araştırarak kendisini geliştirdi. Bu dönemde özellikle Peyami Safa, Nihal Atsız ve Gökhan Evliyaoğlu gibi yazarların eserlerinden etkilendi.
Yazarlığa İlk Adımlar
Şule Yüksel, henüz 14-15 yaşlarında yazmaya başladı. İlk hikâyeleri, dönemin tanınmış senaristlerinden Safa Önal’ın çıkardığı Yelpaze Dergisi’nde yayımlandı.
1950’li yıllarda Kıbrıs Türklerinin hak mücadelesine destek veren mitinglerde yer aldı. Bu toplantılarda şiirler okuyarak hitabet yeteneğini geliştirdi.
Yirmili yaşlarına geldiğinde Kadın Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapmaya başladı. Daha sonra Yeni İstanbul gazetesinin gençlik sayfalarında yazılar kaleme aldı.
Bu süreçte siyasetle de ilgilenerek Adalet Partisi Gençlik Kolları ile Edebiyat ve Kültür Kolları Başkanlığı görevlerinde bulundu. Demokrat Parti lideri Adnan Menderes’in adının dahi anılmasının zor olduğu yıllarda onu açıkça savunması dikkat çekti.
Sanat ve Kültürel Çalışmaları
Şule Yüksel yalnızca yazarlıkla ilgilenmedi. Gençlik yıllarında resim, müzik ve geleneksel sanatlarla da meşgul oldu.
Ney üflemeyi öğrendi, kanun dersleri aldı ve sanatın farklı alanlarında kendisini geliştirmeye çalıştı. Bu yönü onun çok yönlü kişiliğinin önemli parçalarından biri olarak öne çıktı.
Örtünme Kararı
Hayatındaki en büyük dönüm noktalarından biri ağabeyi Özer Şenler aracılığıyla Risale-i Nur çevreleriyle tanışması oldu.
Katıldığı sohbetler ve okuduğu eserler onun düşünce dünyasında önemli değişimlere yol açtı. 1965 yılında tesettüre girmeye karar verdi.
Bu karar sadece kişisel bir tercih olarak kalmadı. Terzilik bilgisini kullanarak yeni bir başörtüsü modeli geliştirdi. Kısa sürede Türkiye’nin birçok şehrinde yaygınlaşan bu model halk arasında “Şulebaş” olarak anılmaya başladı.
O dönemde başörtüsü kullanımı toplumun bazı kesimlerinde olumsuz karşılanıyordu. Hatta ilk büyük tepkiyi kendi ailesinden, anneannesi İkbal Hanım’dan gördü. Ancak bütün baskılara rağmen kararından vazgeçmedi.
Konferansları ve Toplumsal Etkisi
1960’ların sonlarından itibaren Anadolu’nun dört bir yanında konferanslar vermeye başladı.
İlk konferansını Samsun’da gerçekleştirdi. Ardından Türkiye’nin birçok şehrinde düzenlenen programlarda konuşmalar yaptı.
Bu konferanslara bazen binlerce kadın katılıyor, salonlar dolup taşıyordu. Şule Yüksel, dönemin muhafazakâr kadınları için önemli bir rol model haline geldi.
Onun konuşmaları sadece dini konuları değil; aile, eğitim, ahlak, kadın hakları ve toplumsal sorumlulukları da kapsıyordu.
Gazetecilik Hayatı ve Davalar
Şule Yüksel Şenler;
- Yeni İstiklâl
- Bugün
- Hür Söz
- Babıali
- Millî Gazete
- Zaman
gibi gazetelerde köşe yazarlığı yaptı.
1967 yılında Yeni İstiklâl gazetesinde yayımlanan “İslâm Kadınına Hitap” başlıklı yazısı nedeniyle hakkında dava açıldı. Ancak yapılan yargılama sonucunda beraat etti.
Daha sonra Papa’nın Türkiye ziyareti sırasında kaleme aldığı “Ağlayın Ey Müslüman Kardeşlerim, Ağlayın…” başlıklı yazısı nedeniyle dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’a hakaret ettiği iddiasıyla yargılandı.
Bu dava sonucunda 13 ay 10 gün hapis cezasına çarptırıldı ve cezaevine girdi.
Cezaevi süreci onun fikir mücadelesini durdurmadı. Aksine kamuoyundaki tanınırlığını daha da artırdı.

Huzur Sokağı ve Edebiyat Dünyasındaki Yeri
Şule Yüksel Şenler’in en önemli eseri şüphesiz Huzur Sokağı‘dır.
Önce gazetelerde tefrika olarak yayımlanan eser daha sonra kitaplaştırıldı ve büyük ilgi gördü.
Roman, modern yaşam ile dini değerler arasındaki çatışmayı ele alırken aynı zamanda gençlerin kimlik arayışını anlatıyordu.
Huzur Sokağı yıllarca Türkiye’nin en çok okunan romanlarından biri oldu.
Eser daha sonra “Birleşen Yollar” adıyla sinemaya uyarlandı ve geniş kitlelere ulaştı.
Evlilikleri ve Özel Hayatı
Şule Yüksel Şenler ilk evliliğini 32 yaşında ilahiyat mezunu ve tiyatro sanatçısı Abdullah Kars ile yaptı.
Ancak evlilik süresince şiddet gördüğünü ifade etmiş ve yaklaşık beş yıl sonra boşanmıştır.
Daha sonra ikinci evliliğini yaptı. Bu evlilik döneminde İsmailağa çevresiyle yakın ilişkiler kurdu ve Fatih Çarşamba semtine yerleşti.
Ancak ikinci evliliğinde de benzer sıkıntılar yaşadı. Uzun yıllar devam eden bu evlilik sonunda boşanma ile sonuçlandı.
İdealist Hanımlar Derneği
Şule Yüksel Şenler, kadınların eğitim ve sosyal hayata daha aktif katılması amacıyla İdealist Hanımlar Derneği’ni kurdu.
Derneğin manevi liderliğini üstlendi ve çok sayıda genç kadının yetişmesine katkıda bulundu.
Türkiye’nin sonraki yıllarında önemli görevler üstlenecek birçok isim bu çevrelerde yetişti.

Son Yılları ve Sağlık Sorunları
Hayatı boyunca yoğun mücadeleler veren Şule Yüksel Şenler, ilerleyen yaşlarında ciddi sağlık problemleri yaşadı.
Babasının da yaşadığı hafıza kaybı rahatsızlığı daha sonra kendisinde de görüldü. Uzun yıllar süren yoğun çalışma temposu, yaşadığı zorluklar ve sağlık sorunları nedeniyle tedavi gördü.
Ancak buna rağmen fikirleri, eserleri ve yetiştirdiği insanlar aracılığıyla etkisini sürdürmeye devam etti.
Şule Yüksel Şenler’in Eserleri
Başlıca eserleri şunlardır:
- Huzur Sokağı
- Gençliğin El Kitabı
- İslam Kadınına Hitap
- Bize Nasıl Kıydınız?
- Bir Bilinç İnşası
- Uygarlığın Gözyaşları
- Duyuşlar
- Her Şey İslam İçin
- Güllerin Vedası
- Hanımlar Rehberi
- İman ve İslam Atlası
- Şefkat Taşları







[…] 18Haz2026 Edebiyat Huzur Sokağı Kitap İncelemesi Biyografi Şule Yüksel Şenler Seyahat 144 Yıldır Süren İnşaatta Tarihi Adım: Sagrada Familia’nın Bir […]