Osmanlı’da şehzade, padişahın oğullarına ve onların erkek soyundan gelen evlatlarına verilen bir unvandı. Bu unvan yalnızca bir nesille sınırlı kalmaz, şehzadelerin erkek çocuklarına da intikal ederdi. Dolayısıyla Osmanlı hanedanına mensup olup padişah olmayan tüm erkekler şehzade sıfatını taşırdı. Klasik dönemde şehzadeler, bu unvandan sonra “sultan” ibaresini ve ardından kendi adlarını kullanırlardı.
Osmanlı devlet geleneğinde şehzadeler, babaları hayattayken yönetim tecrübesi kazanmaları amacıyla sancaklara vali olarak gönderilirdi. Bu görev sırasında yanlarında, lala olarak adlandırılan ve devlet tecrübesi yüksek bir yönetici bulunur, şehzadelerin idari ve siyasi eğitiminden sorumlu olurdu. Sancak valiliği, şehzadelerin devlet işlerini yerinde öğrenmelerini sağlayan temel bir uygulamaydı.
Bu çerçevede Manisa, Kütahya ve Amasya, Osmanlı tarihinde en bilinen şehzade sancakları olarak öne çıkmıştır. Ancak şehzadelerin görev yaptığı sancaklar yalnızca bu şehirlerle sınırlı kalmamış; farklı dönemlerde Anadolu’nun çeşitli merkezleri de şehzadelerin idarecilik tecrübesi kazandığı sancaklar arasında yer almıştır.

Osmanlı tarihi boyunca şehzadeler, devlet yönetimini yerinde öğrenmeleri amacıyla farklı sancaklarda görevlendirilmiştir. Bu kapsamda;
| Şehzade Sancağı |
Açıklama / Dönemsel Özellik |
| Bursa |
Erken Osmanlı döneminde |
| İnönü |
İlk dönem sancakları arasında |
| Kütahya |
15–16. yüzyıllarda önemli |
| Amasya |
Erken dönemde en yaygın şehzade sancağı |
| Manisa |
Son dönemde başlıca şehzade sancağı |
| Trabzon |
Karadeniz ve doğu hattı |
| Şebinkarahisar |
Doğu Anadolu bağlantısı |
| Kefe |
Kırım’da stratejik merkez |
| Konya |
Selçuklu mirası nedeniyle sembolik |
| İzmit |
İstanbul’a yakınlığıyla önemli |
| Hamidili |
Isparta ve çevresi |
| Kastamonu |
Karadeniz hinterlandı |
| Osmancık |
Karadeniz geçiş hattı |
| Sinop |
Karadeniz liman kenti |
| Çankırı |
İç Anadolu–Karadeniz geçişi |
şehzadelerin görev yaptığı merkezler arasında yer almıştır.
Sancağa çıkma uygulamasının son dönemlerinde şehzadeler ağırlıklı olarak Manisa’da görev yapmışlardır. Daha erken dönemlerde tahta çıkan birçok şehzade ise Amasya sancağında bulunmuştur. Şehzadelerin zamanla Manisa’ya yönlendirilmesinin temel nedeni, bu şehrin İstanbul’a yakınlığı sayesinde merkezî otoritenin şehzadeler üzerindeki denetimini daha kolay ve etkin biçimde sağlayabilmesidir. Bu durum, Osmanlı yönetim anlayışında güvenlik ve kontrol kaygılarının giderek daha belirleyici hâle geldiğini göstermektedir.